Yeni Delhi, Hindistan


Yeni Delhi, Hindistan

Nerdeyse bir gün süren aktarmalı uçak yolculuğun ardından Indira Ghandi Havaalanına inebildim. Havaalanı şehir merkezine yarım saat araba mesafesinde, bu yüzden taksi biraz pahalı olabilir. Ama merak etmeyin. Havaalanının hemen dibinde metro istasyonu var. Gece vakti Delhi’ ye inmiyorsanız metro ile kolayca şehrin herhangi bir bilindik yerine metro ile ulaşabilirsiniz. Eğer benim gibi ucuz hava yolu ile oraya ulaştıysanız büyük bir ihtimalle sabahın 3’ ünde oraya varacaksınız. Böyle bir durumda merkeze gitmekten çok ilk gecenizi havaalanı yakınlarındaki bir hotelde geçirip, sonraki günün sabahı ise metro ile merkeze gidebilirsiniz. Eurostar internatinonal Hotel’e bir geceliği tek kişilik odaya 900 Rupi ( $15) verdim. Ücretine göre iyi bir yerdi. Alternatif olarak ise kalacağınız hotelin büyük bir ihtimalle ucuza pikap servisi vardır. Onlarla irtibata geçip, kendinizi havaalanından aldırabilirsiniz. Ama burası Hindistan, son dakikaya kadar hiç bir şeyin garantisi yok.

Hindistan’ da dikkat edilmesi gereken en önemli husus sanırım suyun sadece ambalajlı şişelerden içilmesidir. Ayrıca sokak yemeklerini tadımlık da olsa denemeyin. Lokal restoranlarda bu tatları bulabilirsiniz. Buradaki insanların bağışıklıkları doğduklarından beri bu tarz şeylere alıştığından dolayı onların rahatça yedikleri şey, sizi kötü hale sokabilir. Ayrıca eğer astım tarzı bir rahatsızlığınız varsa yanınızda kirlilik maskesi bulundurmak yararlı olabilir.

Havaalanı çıkışında normal olarak bir çok taksi sizi bekliyor olacaktır. Sadece belli bir taksi grubu şehir merkezine gidiyor. Sormadan binmeyin. Ayrıca alternatif olarak tuk tuk denen 3 tekerlekli arabalarla çok daha ucuza seyahat edebilirsiniz. Kapısı yok. Eğer bagajınız varsa sadece bir kişinin sığacağı yer var. Bunları şehir içinde kullanmanız daha yararlı olacaktır.

Delhi’ deki taksicilere pek güven olmuyor. Sizi istediğiniz yere götürene kadar emin olun. Eğer adresi bulamazlarsa hemen sizi bir yere atıp kurtulmak istiyorlar. Taksiye binmeden önce kesinlikle pazarlığınızı yapın. Genellikle taksicinin teklif ettiği paranın yarısına, tuk tuk’ çunun teklif ettiği paranın ise 3’ de birine pazarlık yapabilirseniz yeterli olur sanırım. Bazen “-taksimetre ne yazarsa” diyebiliyorlar. Hiç inanmayın. Ya çalışmıyordur ya da yanlış gösteriyordur. Hatta bazen taksimetre dahi olmayabiliyor. Takside seyir halindeyken binmeden önce anlaştığınız fiyatı kesinlikle artırmaya çalışacaklardır. Taviz vermeyin derim. Bazen bağırırlar ama pek şiddet yanlısı insan değillerdir. Telefonla polisi arıyorum derseniz hemen sizden korkarlar. Aklınızda olsun. 

KÜLTÜR

Türkiye dışına hiç çıkmamış ya da çok seyahat deneyimi olmayan birisi için Hindistan biraz ağır gelebilir. Hayatında hiç acı yememiş birinin çiğ köfte denemesı gibi birşey olur. Bir kültür şoku yaşayabilir, yemeklerini yiyemez ve bir çok yapılanı yadırgayabilirsiniz. Sebebi çok tabi. Öncelikle aşırı derecede pis bir yaşam tarzları var. Etraf zaten toz duman. Trafik kuralı diye bir şey yok. Herkes korna ile ilerliyor. Gündüz vakti, şehir merkezinde sokak kenarlarına işeyen insanları görmek ise pek doğal bir olay. Etrafa tükürenler cabası. Baharatlı ağır kokuyu havaalanına girer girmez alıyorsunuz. Görüntüde her şey curcuna, tam bir kaos… Ama bir iki gün zaman geçirip, pis kokusuna burnunuzu alıştırdığınızda gerçek Hindistan’ı görmeye başlıyorsunuz. İnsanlarının yüzünde nedensiz bir sakinlik ve rahatlık var. Herkes kendi işinin peşinde. Öndeki adam sebepsiz yere kornaya mı basmış? Kimin umurunda!… Motosikletin tekeri yolda yürüyen amcaya mı çarpıyor? Ne motorun sahibi ne de amca ilgileniyor. Herkes yoluna devam ediyor. Abartmıyorum yarım saat itişe kakışa sıra beklediğiniz 200-300 kişilik metro bileti kuyruğundan 10-15 kişilik insan sesi çıkıyor. Sanki gelişmiş dünya ülkesi. Bizim orda böyle kalabalıkta sıra bekleyeceksin, bir iki sürtüşmede kavga çıkar, etraf kan revan olurdu. Hintliler genelde uysal olduğundan öyle atarlanmalar pek olmuyor. En azından bu bir aylık seyahatimde ben görmedim. Bu genel uysallık etraftaki olumsuzluklara sinirlenmenizi engelliyor sanırım. Örneğin, 60 yaşındaki amcanın usulca uzun bir sırada önünüze geçmesine bağırıp çağırmaktansa, hoş görüyorsunuz. Hatta önünüze geçmek içim o yaşında kıçım kıçım ilerlemesine gülüyorsunuz. Bunların dışında Hindistan son derece renkli bir kültür. Burada bulunduğunuz sürece her gün farklı olacaktır. Çünkü neyin nerden çıkacağı bu kaos sisteminde belli olmuyor. Güvenlikte sorun olmayınca etrafınızdaki değişikliklerin tadını çıkarıyorsunuz. Türkiye’ de kılığından yanına yaklaşmayacağınız kişilerle hoş beş muhabbet ediyorsunuz. İşte Hindistan böyle bir yer…

Delhi’ de metro ağı kıskandıracak şekilde çok gelişmiştir. Popüler olan her yere metro ile gidebilirsiniz. Metro girişinde bilet almak için uzun kuyruklar oluşuyor ama onlara itibar etmeyin. İçerde 150 Rupi ile Delhi Kart alın. 2 saniyede hazırlıyorlar. Zaten içinde 100 Rupi depoziti olacaktır. 

 

NEREYİ GÖRMELİ?

Bir Türk için Delhi’ de görülmeye değer bir dolu yer var. Vakti zamanında bir Türk-Moğol imparatorluğu olan Babürlüler buraya uzun zaman hükmetmiş ve arkasında bir dolu güzel yapılar bırakmış. Etrafta gezinirken Türkçe sultan isimlerini okumak gerçekten keyifli ama açıklamalarda bir Türk lafına rastlamamak insanı ister istemez rahatsız ediyor. Daha çok Mughal kelimesini kullanıyorlar. Görmeniz gereken yerleri burada sıralıyorum. Tüm bu yerlerin ismini Google’da aratın tam adresi çıkacaktır. Ve hepsine metro ile kolayca ve ucuza ulaşabilirsiniz.

Kutup Minaresi (Qutp Minar)

Delhi’ deki yapılar arasındaki en güzel yer diyebilirim. Hani yapı değil de yer diyorum çünkü mekan öyle bir minareden ibaret değil. Muhteşem bir kompleks şehir. İçinde gezdikçe size Efes’ i andırıyor. Mescitten kuyu sistemine kadar her şeyi var. Tam ortasında ise Türk Sultanı İltutmuş’ un mezarı bulunuyor. Kutup Minaresi ise İltutmuş’ un babası Sultan Kutbettin Aybek tarafından yaklaşık 800 yıl önce yapılmış.    Çok etkileyici bir yer. Minarenin kendisi ise 73 metre uzunluğunda, dış cephesi ayet ve motiflerle bezenmiş tam bir şaheser. Kesinlikle görmeniz gerekiyor.

 

Hümayun Türbesi

Adında anlaşılacağı üzere burada Babür İmparatorluğunun 2. hükümdarı Hümayun’ ün mezarı bulunmaktadır. Tac Mahal’ e çok benzer yapısı vardır ancak daha çok kırmızı kumtaşı kullanılmıştır. Türbe bahçesinde görülmesi gereken daha bir çok yapıda bulunmaktadır.

 

Red Fort

Babür Hükümdarı Şah Cihan tarafından yapılmış kırmızı bir kaledir. Kale arkasında yine büyük bir bahçe ve saraylar bulunmaktadır. Aklınızda olsun pazartesi kapalıdır.

Bunun dışında kesinlikle gitmeniz gereken diğer yerler; Jama Mescid, Lotus Temple ve Jantar Mantar, India Gate ve Birla Mandir’ dir.

 

Lotus Temple

 

Hindistan Kapısı (India Gate)

Jantar Mantar

 

İlgili Yazılar

+ Yorumunuzu Yazın

+