Orhun Yazıtları


Orhun Yazıtları

 

Ey Oğuz beyleri, halkı işitin: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe senin devletini ve yasalarını kim yıkıp bozabilir?

 

Türk toplumunun bugüne kadar ayakta durmayı başarabilmiş en eski yazıtları. Evet, tarih kitaplarından bildiğimiz Orhun yazıtlarından bahsediyorum. Çocukken sadece sınavda çıkabilecek soru olarak gördüğümüz bu yazıtların değerini insan büyüyünce anlıyor. Hele ki bir de başucuna varıp, atalarımız olan Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyokuk’un sonraki nesillere nasihat olsun diye yazdırdığı bu anıtları görünce insanın içi ürperiyor. Dile kolay 1300 yıl boyunca Moğolistan’ın o kuru soğuğuna, sıcak yazına dayanmış, herkese inat varlıklarını koruyabilmişler. Bu benzersiz abideleri öyle müzede etrafa bakınır gibi izleyemiyor, üstündeki yazılara bakarken kendileri gibi taş kesiliyorsunuz. Kitaptan okumakla olmuyormuş. Oraya gidip o yazıtları görmeniz gerekli.

Orhun Anıtlatından Tonyokuk Yazıtı’nın yanı başındayım.

 

ORHUN YAZITLARI NEREDEDİR VE ORAYA KOLAYCA NASIL GİDİLİR?

Orhun yazıtlarının hepsi bugün ki Moğolistan sınırları içirisinde. Bunlardan Tonyokuk Anıtı, Başkent olan Ulan Batur’a bir kaç saatlik araba mesafesi uzaklıkta. AynI gün görüp geri gelebilirsiniz. Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtları ise başkente 6-7 saatlik uzaklıkta Orhun vadisi içinde, Türkiye tarafından yapılmış bir müze içinde bulunuyor.

 

Orhun anıtlarına kolayca gitmek için ilk olarak Ulan Batur’a gitmeniz gerekli. Direk uçak seyahati biletleri 600-700$ arası değişiyor. Ben Rusya’da Transsiberia treni ile seyahat ettiğimden Rusya’nın Ulan Ude sınır şehrinde trenden inip, bir gecelik otobüs yolculuğudan sonra Ulan Batur’a varabildim. Yine Transiberia hattı üzerinden bir trenle Ulan Batur’a ulaşabilirsiniz ancak uluslararası seyahat olduğundan biraz masraflı olabilir.

Ulan Batur’a vardığınızda Orhun Anıtlarına gitmek çok zor değil. Aşağıda anıtlara göre nasıl gidileceğinizi yazıyorum.

 

TONYOKUK YAZITINA NASIL GİDİLİR?

Başkent Ulan Batur’dan Tonyokuk anıtına bir iki saatte varabilirsiniz. İlk önce Cengiz Kağan Meydanına gidin, oradan Peace Bulvarı üstünden yakındaki nehre doğru giderken yol üstündeki duraktan Nalaikh’e giden otobüslere binin. 15-20 dakikada bir otobüs gelmesi gerekiyor. Emin olmak için duraktaki diğer yolculara sorabilirsiniz. İngilizce bilmeseler de Nalaikh kelimesini anlayacaklardır. Bir-iki saat yolculuktan sonra Nalaikh in meydanına varacaksınız. Burada köşede park etmiş taksiler bulunuyor. Nalaikh’den Tonyokuk Anıtına otobüs bulunmuyor bu nedenle özel araba tutmanız gerekli.

Orkhun-49

Türk Hükümetinin Nalaikh’den Tonyokuk anıtına gitmek için yaptırdığı yol.

Moğolistan pahalı bir yer olmadığındanNalaikh’den 20-25 dakikalık yol için sizden 10$’dan fazla almazlar. Tabi pazarlık yapmanız gerekli. Ayrıca anıtların orada en azından 20-25 dakika beklemesi gerektiğini ona söyleyin. Yoksa oraya vardığınızda hemen geri dönmek için sizi aceleye getireceklerdir. Nalaikh ayrıca Cengiz Kağan heykeline de çok yakın. Her ikisi için de bir fiyat alabilirsiniz.

Orkhun-46

Diğer anıtlar müze içine alınmış olsa da Tonyokuk Anıtı’nın etrafı sadece demir korumalarla kapatılmış. Aslında son hükûmet gidiş geliş kolay olsun diye buraya bir yol yaptırmış. Ayrıca hemen yanında da bir müze inşaatı devam ediyor. Etrafta kimseler yok. Tonyokuk anıtını çevreleyen demir korumanın kapısı da kilitlenmişti. İçeri girmek için üstünden atlamak durumunda kaldım. İki anıt yan yana 1300 yıldan beri yine aynı yerinde duruyordu. Üstündeki yazılar ise hala okunabiliyor, sapasağlam duruyordu.

Orkhun-48

Tonyokuk Anıtı üstündeki yazılar

Tek başıma etrafa biraz bakındım. Resimler çektim. Anıtların üstünde ise su ifadeler yer alıyor:

Bilge Tonyukuk ben kendim Çin ilinde yaratıldım. Türkler, Çinlilere tabi iken mahvoldu, yok oldu. Fakat daha sonra 700 kişi bağımsızlık savaşını başlattı ve bağımsızlığı kazandı.

İlteriş Kağan’ın danışmanı iken güneyde Çin, doğuda Kıtay, kuzeyde Oğuz’la savaşarak onları yendik ve öldürdük.

Milletin boğazı tok idi. Oğuz’dan casus geldi. Sözü şöyle: Türk milletinin kağanı cesur, danışmanı bilici, az Türk milleti Çin’i, Kıtay’ı, Oğuz’u öldürecek. Çin güneyden hücum etsin, ben kuzeyden hücum edeyim, mümkünse Türk milletini yok edelim. Bu sözü işitince gece uyuyacağım, gündüz oturacağım gelmedi. Durumu  kağanımıza arz ettim, şöyle dedim: “ Çin, Oğuz, Kıtay birleşirse olduğumuz yerde kala kalırız.” Kağanım, “gönlünce asker sevket”, dedi. Ötüken Ormanı’na doğru ordu sevkettim. Oğuzlarla yaptığımız savaşta onların ordusu 300 bin bizim ordumuz ise 200 bin kişi idi. Tanrı lütfetti, dağıttık, askerleri nehre düştü, bir kısmı yolda öldü, Oğuz tamamen  bize geldi.  

Çin Kağanı, On-Ok Kağanı, Kırgız’ın kuvvetli Kağanı ve Türgiş Kağanının bize karşı birleşerek bizimle savaşmak istediklerini haber aldım. Bunu işitince gece uyuyacağım, gündüz oturacağım, gelmedi. Önce Kırgız’a asker sevkederek onları yendik ve Kırgız kavmi bize teslim oldu. On-Ok  beyleri ve milleti geldi, bize baş eğdi. Bu savaşlarda danışmanı ve komutanı bizzat bendim. 

İlteriş Kağan, bilici ve cesur olduğu için  Çinle 17 defa, Kıtayla 7 defa, Oğuzla 5 defa savaştı. Bu savaşlarda Türk Bilge Kağanına, İlteriş Kağana, Bögü Kağana danışman ve kumandan bizzat ben idim.

İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve ben Bilge Tonyukuk kazanmasa idik, il de millet de yok olacaktı. İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Tonyukuk kazandığı için il il, millet millet oldu.”. (Ergin,2000,s.79).

 

BİLGE KAĞAN VE KÜL TİGİN YAZITLARINA NASIL GİDİLİR?

Bilge Kağan ve Tigin Anıtlarına gitmek biraz daha çetrefilli. En azından iki gününüzü ayırmanız gerekiyor. İlk olarak Ulan Batur’da şehirler arası otobüs garına gidin. Şehrin biraz dışında ve ismi Dragon Bus Terminal. Buradan Kharahhorin otobüslerine binin. 5-6 saatlik bir yolculuktan sonra Kharahhorin’e varacaksınız. Orhun anıtları Kharahhorin’e 30-40 km uzaklıkta. Bu nedenle özel araba ile gitmiyorsanız geceyi Kharahhorin’de geçirmeniz gerekiyor çünkü Başkent’e geri giden otobüs bir gün sonra kalkıyor.

Kharahhorin’de kalmanızı tavsiye ediyorum. Hem ata yurdunda biraz zaman geçirmiş olursunuz hem de şehir içinde gezilmesi gereken çok güzel bir tapınak var. Zaten Türk olmayan turistler bu tapınakları görmek için bu şehre geliyorlar.

Kharahhorin’e vardığınızda burada anıtlara yakın güzel bir tapınak bulunuyor. Anıt çevresinde ki bir taşda bu tapınak içinde sergileniyor.

Türk hükûmeti Kharahhorin’den anıtların olduğu müzeye kadar 20-30 km’lik yeni bir yol yaptırmış. İsmi Bilge Kağan Karayolu. Civardaki en güzel yol da zaten burası. Yinede yolda giderken arabamızın tekerleği patlıyor. Yol üstünde bir çok çiftlik hayvanına rastlayabilirsiniz.

Kharahhorin’de kaldığınız yerden müzenin olduğu yere giden bir taksi tutabilirsiniz. Size etrafı gösterip geri getirecektir. Ayrıca isterseniz at üstünde de anıtların olduğu yere gidebilirsiniz. Tabi bu bir iki gününüzü alır.

Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtları müze içinde yan yana bulunuyor. Müze içinde ayrıca bu taşların dikildiği yerin küçük bir maketini de bulabilirsiniz. 

Her iki anıtta bulundukları yerlerden alınıp korunma amaçlı müze içerisine alınmış. Güzel bir müze. Ancak anıtlar ve diğer önemli bazı taşlar güzel korunmamış. Dikili anıtların etrafında koruyucu bir ip dahi yok. İsteyen gidip taşları elleyebiliyor. Hatta etraftaki çocuklar istediği gibi oyunlar oynayabiliyor. Dikkatsiz birinin taşlara zarar vermesi an meselesi. Benimle beraber gelen Sadık Abi sağ olsun elçiliğe yazı yazarak bu durumu anlattı. İlgileneceklerini söylediler. Eğer siz giderseniz korunup korunmadığını lütfen kontrol edin. Eğer gerekli önlem alınmamış ise Türk elçiliği Ulan Batur’un hemen merkezinde. Oraya gidip derdinizi anlatabilirsiniz. Müzelerin korunması Moğolistan hükûmeti sorumluluğunda olduğundan bizim sürekli her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol etmemiz gerekiyor.

Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtları

Anıtların bulundukları yerlere ise bir kopyası hazırlanıp yerleştirilmiş. Müzenin hemen yakınlarında bulunuyor. Buraya da gidip anıtların orijinal lokasyonlarını görebilirsiniz.

Orkhun-17Bilge Kağan ve Kül Tigin Anıtları da yine 700’lu yıllarda hazırlanmış. Üstünde ise şu ifadelere yer verilmiş:

“Ben Tanrı gibi ve Tanrı’da olmuş Türk Bilge hakan, sözlerimi işitin: Halkı düzene soktum, şimdi onlar kötü durumda değiller.

Türk halkının yurt edineceği yer, Ötüken imiş. Türklerin Hakanı, Ötüken ‘de  oturur ve orada hükmeder ise hiçbir sıkıntısı olmaz.

Eğer Ötüken ‘de oturup Çin’e ve diğer ülkelere kervanlar gönderirsen, hiç derdin olmaz, sonsuza kadar devlet sahibi olup, hükmedeceksin.

Çinliler, tatlı sözlerle ve yumuşak ipekli kumaşlarla halkı kandırıp, kendilerine yaklaştırıp yerleştirdikten sonra fesatlıklarını gösterip iyi, akıllı ve cesur kimseleri yaşatmazlar imiş.

Ey Türk halkı, Çin halkının tatlı sözlerine, yumuşak ipekli kumaşlarına kanıp, çok sayıda öldün. Eğer güneyde Çugay dağlarına ve Tögülten Ovası’na konayım dersen, öleceksin.

Ey Türk halkı, açlığı-tokluğu düşünmezsin, bir de doyarsan açlığı hiç düşünmezsin. Böyle olduğu için seni besleyip doyuran hakanlarının sözlerini dinlemedin ve her yere gittin ve oralarda mahvoldun, öldün.

Üstte mavi gök, aşağıda yağız yer yaratıldığında ikisi arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üzerine atalarım, dedelerim Bumin ve İstemi Hakanlar tahta oturup Türk halkının devletini ve yasalarını düzenleyip, yönetmişler. Dört bucak düşman imiş. Ordular sevkederek dört bucaktaki halkı kendilerine bağlamışlar. Doğu’da Kingan dağlarına Batı’da Demirkapı’ya kadar halklarını yerleştirmişler. Bu iki sınır arasındaki Göktürkleri düzene sokarak hüküm sürmüşler.

Onların kendi emirleri altında olan komutanlar ve beyler de akıllı imişler. Fakat onların kardeşleri ve çocukları işbaşına gelmiş, akılsız hükümdarlar tahta oturmuş, onların komutanları da akılsız imiş. Beyleri ve halkı itaatkar olmadıkları için Çinliler, kardeşleri birbirlerine düşürmüşler böylece devlet elden çıkmış ve onlar da hakanlığı kaybetmişler. Bu yüzden erkek çocukları köle, kız çocukları cariye olmuşlar.  Türk beyleri Türk unvanlarını bırakmış, Çin unvanlarını alarak Çin hizmetine girmişler ve Çin Hakanı’na tabi olmuşlar. Çin için ülkeler fethetmesine rağmen Çin halkı, bunca hizmet ettiğini düşünmeden  “Türk halkını öldüreyim, neslini yok edeyim” der imiş.

Türk halkı, yok olmak üzere imiş, Türk Tanrısı, Türk halkı yok olmasın diye babam İlteriş Kağanı ve annem İlbilge Hatun’u göğün tepesinden tutup daha yükseğe kaldırmış. Babam 17 adamla Çinlilere başkaldırmış, 70 kişi olmuşlar. Devletsiz halkı, Türk örf ve âdetini bırakmış halkı, atalarının töresine göre yeniden yaratmış, eğitmişler.

Çin, Oğuz, Dokuz Oğuz, Otuz Tatarlar, Kıtaylar, Kurıkanlar, Tatabılar, Kırgız ve Türgişler hep düşman imiş. Babam Hakan, 47 kez sefer etmiş ve 20 kez savaşmış. Tanrı öyle buyurduğu için düşmanları bağımlı kılıp diz çöktürüp baş eğdirmişler. Babam Hakan devleti kurup, yasaları koyup vefat etmiş.

Babam öldükten sonra amcam hakan tahta oturdu, Türk halkını yeniden düzenledi, aç halkı doyurdu, yoksulu zengin etti, azı çoğalttı. Amcam Hakanla Şantung Ovası’na, Sarı Irmağa, Demirkapı’ya kadar 125 kez sefer ettik, 13 kez savaştık. Kırgız ülkesine pek çok seferler ettik ve düşmanları yendik.

Türgiş Hakanı kendi Türkümüz kendi halkımız idi. Bilgisizliği yüzünden kardeşim prensi ona vermemize rağmen hata işledi, bizimle savaştı ve yendik.

 

Ey Oğuz beyleri, halkı işitin: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe senin devletini ve yasalarını kim yıkıp bozabilir?

 

Bilgisizliğin ve kötü davranışların yüzünden amcam Hakan vefat etti. Tanrı Türk halkının adı sanı yok olmasın diye beni O Tanrı, hakan olarak tahta oturttu. Kardeşim Kül Tigin ile konuşup anlaştık, gece uyumadık, gündüz oturmadık, ölesiye yitesiye çalıştık. Halkı birbirine düşman etmedik. Ben hükümdar olduğumda her yere gitmiş olan halk dönüp geldi. Oğuz, Kıtay, Tatabı halklarına ve Çin’e 12 kez ordu sevkettim ve savaştım. Ölecek halkı dirilttim, aç halkı doyurdum, çıplak halkı giydirdim, yoksul halkı zengin kıldım. Sayıca az halkı çoğalttım, güçlü devleti olandan daha iyi kıldım. Dört bucaktaki halkları hep kendime bağımlı kıldım. Türk halkını düşmansız kıldım, bu halkların hepsi bana bağımlı oldular.

 

Kül Tigin 26 yaşında iken Kırgızlar ve Türgişlerle savaştık, onları yendik. Türgişlerin avam halkı bize tabi oldu ve halkı Tabar’da yerleştirdik. Ben erkek kardeşimle beraber önderlik edip çalışmasa ve başarmasa idim, Türk halkı ölecek idi. Kül  Tigin vefat etti, yas tuttum. “ (Tekin, 1988,s.1-200)

 

     KAYNAKLAR

 

Ergin, M.(2000) Orhun Abideleri, İstanbul, Boğaziçi Yayınları

Tekin, T(1988). Orhun Yazıtları, Ankara, T.D.K. Yayını

 

+ Yorumunuzu Yazın

+